İsyan
Seçim araya girdi gireli,adam akıllı üç beş doğru cümle yazabilmiş değilim. Hangi ağacın hangi rengine baksam,gözümün önüne doğru,seçim pusulasındaki partiler akın akın hücuma geçiyor. Olacak şey değil! Yaşamakta olduğumuz günlerde bir çok olayı da bu sayede gözden kaçırıyoruz sanırım. Hatta sanmıyorum;öyle!
Kerkük konusunda Bosna benzeri bir ‘oldu bitti’ ayna gibi karşımızda. Bosna’da yüz binler katledilirken ciğerlerimize dolan suskunluk,gözlerimizi kör eden umursamazlık,asfalt siyahı yakıcılıkla bugün bile utandığımız bana ne’cilik ;işte bugün yine canlandı. Kerkük’te olan biteni anlayabilmemiz için,bir on seneye ihtiyacımız var! Bazen merak ediyorum,dünyanın herhangi bir yerinde yapılmakta olan bir soykırıma soykırım diyebilmenin kıstasları neler acaba? Lahey Adalet Divanı’nın mı karar alması lazım! Bosna’da olduğu gibi mesela;savaştan,kıyımlardan on yıl sonra açıklanan bir kararla! Adalet Divanı’nın kararını hatırlıyorum. Siz de hatırlayın bence:
Adalet Divanı’nın verdiği karardan sonra çıkan haber:
“Uluslararası Adalet Divanı, 1995’deki Srebrenitza katliamını soykırım olarak nitelendirdi. Ancak mahkeme Sırbistan'ın soykırımdan doğrudan sorumluluğu olmadığına karar vererek Sırbistan'ı akladı.”
Evet,Adalet Divanı onlarca yıl sonra;öldürülen binlerce çocuğun/yaşlının/kadının mezarlarına dikilen filizler ağaçlanmaya başladığında,soykırım yapılmıştır deme lütfunda bulunuyor. Fakat nedense karar verilirken pire yüzünden yorgan ateşe verilmiyor! Yani basit bir Bosna için,Sırbistan’ı suçlu bulmak da ne demek! Haşa! Adalet Divanı Sırbistan’ı suçlu bulmuyor,kararda ne yazıyor,bakın ne yazıyor:
“Mevcut uluslararası hukuka göre, sorumluğu bulunan kişi ve kurumlarıyla Sırbistan soykırım yapmamıştır.”
Mevcut uluslar arası hukuk soykırım yapanlara ‘sen suçlusun!’ diyecek cesarete,insanlık ahlakına,demokrasi bilincine sahip değil! Hani bugünlerin Avrupa Birliği taraftarlarını ‘demokrasi’ martavalıyla kafaya alıyorlar ya! İşte kandırdıkları nokta burası. Diğer bir deyişle,demokrasi konusunda aldatılanların durduğu yer burası.
Demokrasi tabii ki başımızın üzerinde,demokrasi tabii ki bizlerin güvencesi! Demokrasinin olmadığı bir toplum,okul,sokak,cadde,meclis düşünmüyoruz,düşünemeyiz!
Yalnız savaş suçlularına gösterilen demokratik,insancıl yaklaşımlar katledilen toplumlar nezdinde hoş karşılanamıyor maalesef! Mazlum Milletler nezdinde demokrasi savaş makinesi olarak,Revolver olarak Kalaşnikova AK-47 olarak görülüyor!..
Kararda bunlardan başka,Sırbistan’ın planlı bir soykırım işleme suçunun bulunmadığından,olsa olsa soykırımı engellemeye yönelik gerekli tedbirleri almadığından söz ediliyor! Ayrıca herhangi bir ‘tazminatın’ adı bile okunmuyor! Öyle ki,bu bile ‘soykırım yapılmıştır,’ kararını almalarıyla çelişiyor ve soykırım kararını yumuşatıyor,işte o madde:
“Davada mali tazminat uygun bulunmamıştır.”
Kararda aynen bu ibare bulunuyor! ‘Soykırım yaptı ama aslında yapmadı da’ gibi bir anlama gelir bu! Yani ‘Boşnak Müslümanlar yaşasa da olur,yaşamasa da!..’
Bu son madde bir terbiyesizliktir. Vicdan çürümüşlüğünün tanımıdır! Sözde soykırım yalanlarıyla tarih önünde suçlu çıkarılmaya çalışılan Türkiye’den;hiçbir haklılık payları olmamasına rağmen,tazminat taleplerini hazırlayanlar;Bosna’da tazminata gerek yoktur diyerek verdikleri kararla çelişiyorlar! Çocuk kandırmaca!
Lahey’i geçelim. Peki,yapılan soykırıma soykırım diyebilmemiz için dünyaya egemen kuruluşlardan hangisinin keyfinin gelmesini bekleyeceğiz? Cevap tek şıklı bir isyan: Hiçbirinin! Sebebini yukarıda açıklamaya çalıştık! ‘Uygar’ batı,Bosna’da barış ve insanlık kelimelerini/değerlerini Sırp Çetniklerinin insaflarına endekslemişken;bugün de Kerkük ve diğer Türkmen kentlerinde aynı değerleri Barzani’ye bırakmıştır. Kerkük üzerinde hak iddia eden Kürtler,gün be gün Türkmenler üzerindeki baskınları arttırıyorlar! Baskılar sonucu,Türkmenler göçe zorlanıyor!
Ayrıca bölgede,özellikle Erbil’de Kürtlerle işbirliği içerisinde bulunan diğer Türkmenler ise başka bir sorun! Bu gruplardan gelen mesajlar burada bir sorun yokmuş izlenimi yaratıyor. Erbilli Türkmenlerin “..bizi rahat bırakın,biz bağımsızız.” , “herhangi bir zor görmüyoruz!” gibilerinden söylemleri Türkmenler birbirlerine düşmüşler izlenimi yaratıyor! Oysa durum çok farklı! Her gün insanlar ölüyor. Bölgedeki Türkmen kimliği,işbirlikçiler ve Barzani yönetimi vasıtasıyla yok ediliyor! Burada gruplar üzerinden yapılan siyasetlerin başarıya ulaşmasını engellemek şart. Eğer bu olmazsa,kamuoyumuzda bir bilinç oluşmazsa Kerkük’te yaşanacak soykırımları on sene sonra anlatmaya başlarız!
Bosna’dan sonra ikinci bir soykırımın şartları,Kerkük’te gözlerimizin önünde tane tane olgunlaşıyor! Bugünkü durum bizlere bunu açıkça anlatmaya yeter. Soykırım olduğunda,insanlar katledildiğinde,Avrupa’nın kurumları bu katliamları ‘geçiştirecektir’. Bundan zerre şüphe duymayalım. Nitekim Lahey Adalet Divanı gelecekte verilecek kararların ne olabileceğini bugünden belli etmiştir. “Aslında var ama aynı zamanda yok da!..”
Yaşama hakkı en kutsal hak. El değmemiş olması gerekir. Soykırıma uğratılan kitlelerden arta kalanlar ise seslerini duyurmak için feryat figan önümüzde ağlıyor! Böyle bir hakkı arayanlar kapitalist ve emperyalist batı dışındaki toplumlar olduğunda durum değişiyor. Hak aramak isyanla eşdeğer tutuluyor. Bugün kimselerin bizleri öldürmesine izin vermemeliyiz!
Türkiye içindeki siyasi grupların Kerkük ve diğer milli meselelerde takındıkları –yanlış- tutumları daha sonra konuşuruz.
Attila İlhan’ın Kurtlar Sofrası romanı şöyle bitiyor,aynen bitirelim.
“..memleket bir kurtlar sofrasına döndü mü,isyan haktır!”
Sahi bugün de,kurtlar sofrasında oturmuyor muyuz?
Yusuf Gürer
4 yorum:
evet Yusufun belirttiği gibi çifte standart Bosna'da uygulandı hemde kendileriyle çeliştiklerini kendileri açıkladığı halde.Maalesef dünyada gücümüz yok bu kurulların mahkemelerin kararını etkileyebilecek kadar güçden kastım lobi faaliyetleri sadece Türkiye için değil bütün İslam Aleminin. K.Irak Bosna'ya döner mi eğer dönerse ne olur? Olabilecekleri düşünmek bile istemiyorum.Bu sorular çok önemli sorular, 2 gün önce yakalanan teröristlerin abd zırhlı araçlarıyla silah getirildiğini söylemesi bence çok önemliydi. Ayrıca bir siyasi partimizin her geçen gün şehit sayısı arttıkça oylarını arttırması da çok önemli bunların karşısında hükümet seçimleri düşünerek yeterince planlanmamış üzerinde düşünülmemiş bir hareket yapmaz inşallah. fakat anladığım kadarıyle açıklamalardan askerimize izin verilecek k.ıraka girilmesi için.
temmennimiz bunların hiçbirinin olmaması.
ne tesadüftür ki bu tür çifte standartlar yaşandığında kabul etmesede sanık olan hep batı medeniyetidir. ne tesadüftür ki acıları çeken hep yalnız kalmıştır. ne din kardeşleri ne ırkdaşları ne de komşuları kılını kıpırdatmamıştır. belki insanlar kendi çaplarında birşeyler yapıyorlar ancak ülke çapında hiç bir hareket olmuyor. merak ediyorum bosna'da yada k.ırak'ta bu tür olaylar olurken yetkili insanlar nasıl rahatça uyuyabiliyorlar. acı verici bir durum. ne yazık ki k.ırak ilk değildi son olmayacakda.
Batı'nın günahları elbette sevaplarından kat kat fazladır. Çifte standartda ne ilk ne son örneği Bosna'dan bakacak olursak. Bütün bunları bilmesine rağmen bizim aydınımız, eli kalem tutanımız hala ne diye öykünür ki "batı" ya. İran medyasıın tabiriyle "Garpzede"ler...
Bazı şeyleri fark etmek için illaki bir savaş yahut bir katliam mı olmalı? Şimdi kaybettiklerimizin farkına varmak zamanı. Ama bilinçsizce ve şuursuzca değil. Lütfen; Kerkük, Bağdat, Şam, Beyrut, Gazze, Ramallah, Mekke, Kahire, Meşhed, Selanik, Kıbrıs, Sofya, Kosova, Hersek vb. tüm bunlar üzerine konuşmak için bir haritaya bakmalı önce. Kim kime ne kadar yakın ve ne kadar uzak...Söylemek istediğim kuru bir romantizm veya BOP eksenine oturtulmuş bir Re-Ottoman Project değil. Sadece "farkındalık"...Günü birlik siyasi determinist çekişmelerden biraz olsun kafayı kaldırıp yeryüzünü okuyabilmek..."Ah kurtlar sofrasındaki ülkem için ne büyük bir trajedi..." Yusuf kardeşimin kalemine sağlık....
bir yorum daha yapma ihtiyacı duydum. parça parça oldu kusura bakma. ricalarımız sonucu kısa yazdığın için teşekkürler. kısa ama çok açıklayıcı olmuş. bu tür yazılarını merakla ve istekle bekliyorum. kalemine sağlık.
Yorum Gönder